23 Nisan 2009 Perşembe

hala çocuk olabilmek

Ne güzeldi çocukluk günlerimiz
Acısıyla tatlısıyla...
İlk okula başladığımız gün nekadar da heyecan doluyduk
Okumayı öğrendiğimizde ilk günleri hatırlamısınız
Nekadar da çok okumak isterdik
Gazete,dergi,mektup…
Çünkü öğrenmiştik artık okumayı

Büyüyünce dersler ağır gelmeye başladı
Matematik ilkokuldaki gibi 4 işlem değildi
Fen bilgisi ayrılmış fizik, kimya, biyoloji diye
Bir sürü formülleri, denklemleri, tabloları vardı artık
Yaşla birlikte öğreneceklerimizin büyüklüğüne de öğrendik

Lise sonla birlikte hayata nasıl devam etme sorusu doğdu içimize
Meslekler okadar çoktu ki kararsız kaldık seçmede
Seçimlerimiz sınırlandı
Okuldan mezun olduğun alanda tercihler yapmak zorunda kaldın
Bide meslek lisesi kısıtladı tercihleri
Mesela doktor olmak istesen veya mimar
Okulun sunduğu alanda tercih yapmak zorunda kaldık

Üniversite yılları
Güzel ama bir okadar da tedirgin geçti
Aileden uzak özlem dolu geçti
Hayat tecrübesi edindik
Özgürdük belki ama farkında olmasakta her zaman kısıtlıydı özgürlüğümüz
Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı öğrendik
Hayat mücadelesini öğrendik
Hayat mücadelesinde bize destek olacak arkadaşlar edindik
Farklı kültürler tanıdık
Yeni bir şehri keşfettik
Sınıfta rekabeti öğrendik
Lisede sınıf geçmek için ders çalışma mantığını
Üniversitede kullandık
Bazı arkadaşlarımız kariyer peşindeydi
Bazılarımız ise okul bitsede kurtulsak niyetinde…

Nihayet okulda bitti
Kimimiz öğretmen, doktor, mimar olduk.
Kimimiz ise üniversiteyi bitirse evde olmayı tercih etti
Kimimiz okuduğumuz bölümden farklı mesleklere yöneldik
(tıpkı benim gibi)
Kimimiz evlendi, kimimiz evde kaldı :)
Hayat tüm zorluklarıyla peşimizde yine
İş bulma problemleri, çalışma koşulları

Ortaokuldan sonra hayatın bu koşuşturmalarında çocuk olmayı unuttuk
Yaş büyüdükçe çevreden beklentilerde çoğaldı
Kendimiz olmayı unuttuk
Hayatı belki kendimiz için ama aslında ''diğerleri için''yaşıyoruz
Acaba ne derler tedirginliğiyle
Yada hayattan yediğimiz darbelerin etkisiyle
Hayatı daha kapalı yaşıyoruz

Oysa çocukken böyle değildi
Kırsakta döksekte çocuktuk
İstediğimiz gibi konuşur, istediğimiz gibi yaşardık
Oyunlarımız bile -körebe-yakan top-köşe kapmaca…- istediğimiz gibiydi eğlenceliydi
İçimiz dışımız birdi.
Yalan söyleyemezdik
Negüzelde saf ve temizdik bir okadar da temkinli
Kim bizimle oturup konuşsa, bizi sevse bizde karşılıksız severdik
Anlardık belki karşımızdakinin iyi olduğunu
Bize kızanları ise hiç sevmezdik.
Kızanlarıda anlardık ve onlara mesafeli olurduk hep
Çünkü bilirdik ki yine kızabilirlerdi bize
Oyuncaklarımızı, eşyalarımız paylaşırdık
Çünkü öyle öğretilmişti bize
Üzülmeyi hiç sevmezdik ve hemen ağlardık
Gözyaşı barışmak için en güzel silahımızdı
Birine küsmüş olsak bile hemen barışırdık
Uzun süreli kavgalarımız, küslüklerimiz olmazdı hiç
Nekadar da içten ve samimiydik.
Ne güzelde masumduk
Ne güzel kendimizdik.

Aslında tüm marifet kendimiz olmakta
İçimizde saf ve temiz duyguları dışarı yansıttığımızda
Aslında hepimiz hala biraz çocuğuzdur
Eğer birini üzmeye korkuyorsak,
Biriyle tartışmaktan nefret ediyorsak,
Hayatın tüm olumsuzlukların karşı hala umut doluysak,
Yaşadığımız kötü şeylere rağmen hala sevgi doluysak,
Üzüldüğümüz zaman ağlayabiliyorsak ,
Kalbimiz kırılıp ağlasa da, gülümseyebiliyorsak,
Yaşadıklarımızdan ders alabiliyorsak,
Kötülük ve imkansızlıktan uzak düşler kurabiliyorsak,
Bizi kıranlara karşı hala iyimsersek,
Bizi üzeni özür dilemekle affedebiliyorsak,
Ve hatalarımızı kabullenip özür dilemesini biliyorsak,
En önemlisi de hayatın bizim olduğunun,
kimsenin müdahale hakkı olmadığının farkındaysak,
(yaptığımız veya yapacağımız güzel şeylere engel olan-olabilecek müdahaleler)
Aslında hala çocuğuz demektir…