5 Aralık 2008 Cuma


zamansız akıyor gözlerimde yaşlar

içimde bir yara...
düşündükçe daha derine batıyor sanki
içimi acıtıyor
beni yıkıyor....

artık ne düşünebiliğimin bile farkındayım
nede hissedebildiğim.
hayat hiç bukadar zor olmamıştı
büyük bir fırtınanın tam ortasında
kendimi kaybetmek üzereyim

ama inanıyorum Allah kuluna kaldıramayacağı yük vermez
her fırtınanın sonu güneş
her kışın sonu bahardır
her hüznün sonu mutluluktur

acısı kalıcı olsada bu hüzünde terkeder beni
hiçbirşey eskisi gibi olmaz
çünkü içim yaralı...

ama hayat devam ediyor, edecekte...
ve tüm zorluklarına rağmen
ben tek başına devam edeceğim hayatıma

ama savrulan bir yaprak
ama dalda kalan tek yaprak ....

1 Aralık 2008 Pazartesi

sevmesini bilmiyorsam geçmişin sonucuyum...

20 Kasım 2008 Perşembe

farkındamıyız

ne mutsuz bir hayat yaşıyoruz
mallarımız arttı ama keyfimiz azaldı
daha büyük evlerde ama daha küçük ailelerle yaşıyoruz.
konforumuz arttı ama zamanımız daraldı

para kazanmayı öğrendik ama yuva kurmayı öğrenemedik
çok para harcıyoruz ama az gülüyoruz
varlığımızı artırdık ama değerimiz azalttık
az kitap okuyor çok televizyon seyrediyoruz
akşam geç yatıyor sabah yorgun kalkıyoruz

uzmanlıkllar arttı ama sorunalr çoğaldı
ilaçlar arttı ama hastalıklar çoğaldı

çok konuşuyoruz ama az gönül verip bol yalan söylüyoruz
tanıdıklar çoğaldı ama dostlar eksildi
atomu parçaladık ama önyargılarmızı yıkamadık

ellerimiz birleştirdik ama gönüllerimiz uzaklaştırdık
çabalarmız arttı ama mutluluklarımız azaldı
uzaya ulaştık ama kendi iç dünyamızdan habersiziz
daha mutlu olabilmek için somuratarak çalıştı
daha çok plan yapıyoruz ama daha az sonuç alıyoruz

ve nihayat hayata yıllar ekledik ama yıllara hayat katamadık

oysa farkında olabilsek

mutluluk ve huzur heryerde;
bir dostun tebessümünde
içten yapılan bir duada

gönül bahçesinden koparılmış bir papatyada
hayat şartları ne olursa olsun gözlerdeki ışıltıda
tüm engellere rağmen sönmeyen umutta

zor durumda kaldığımızda kapısı çalabileceğimiz arkadaşların olmasında
bizi anlamasa dinleyebilenlerin olmasında
bizi yalnızlıktan kurtaran herkeste
sevgi dolu bir yürekte
nefes alıp yaşayabilmekte


sahip olamadıklarımıza yakınmak yerine bize verilen nimetlerin farkına varmalı
ve her an şükretmeliyiz
mutlulukta bizden,mutsuzlukta....

7 Ekim 2008 Salı


yalnızlık alır götürür beni...

12 Ağustos 2008 Salı

:(((((



sen gittin
beni kalabalık içinde bir başıma bıraktın
bazen isyan ediyorum böylemi olmalıydı diye
ama içimdeki umut beni kendime getiriyor...
sen gidince yalnız kalmaktan korkuyorum
sensiz olmaktan korkuyorum
sana yanlış yapmaktan korkuyorum
seni üzmekten korkuyorum....
bu son olsun
zaman çabuk geçsin ve
kurtar beni korkularımdan....

1 Ağustos 2008 Cuma

NORVEÇ - 2

başkent oslo'dan objektife yansıyanlar...


mavilik çok güzel...







kraliyet binası








22 Temmuz 2008 Salı

NORVEÇ-1

yaz tatili, güzel manzara, güzel günler...

yazın 20 haziran ve 7 temmuz arası kısa bi dönem için gitmiştim norveç'e.ama yazmak bugune kısmet.ister tembellik deyin ister başka bişey.ama ben geçte olsa yazdığım için çok mutluyum :)

norveç iskandinav yarımadasında en kuzeyinde bi ülke(bunu internetten buldum:) ). ama tam bi sahil şehri.havası ve doğa manzarası geneli itibariyle tam bi huzur ve dinlenme yeri. gezmek için şehir merkezide çok güzel.hemen hemen her şehrinde bir deniz veya göl manzarası mevcut. ama ben sadece oslo için konuşabilirim.



moss'ta küçük bir ada



lillehammer şehrinden...







sakin bir yerde kalmak yılın yorgunlugunu üzerinizden atmak,veya norveçte kalanlar için şehirden gürültüden hızlı yaşamdan uzak kalmak için ormanlık alana kurulmuş dağ evleri çok güzel bi tercih.dağ eteklerine kurulmuş bu evler ahşaptan yapılmış.evler belli bi süreliğine kiralanıyor.bu evler genelde iki katlı ve gruplar için.evler ona göre dizayn edilmiş.yataklar,oturma grubu,yemek masası ve yemek takımları.tabi küçük bi aile için olanlarıda vardır.evlerin içinde bir ev için ne gerekiyorsa var.ısıtıcı,buzdolabı t.v,bulaşık mak. kahve makinesi... aklınıza gelebilecek herşey.(yalnız çamaşır makinesi ve ütü yok).buarada sauna ve jakuzide mevcut.akşam üzeri açık havada mangal keyfide güzel olur hani

geceleri (gerçi yazları gece olmuyor) biraz serin oluyor.birde yağmur olurssa.ama evler tüm bunlar düşünülerek yapılmış.yerden ısıtma sistemi var tüm evlerde.ayrıca tüm odalarda kalorifer.dilediğiniz zaman kullanabilirsiniz


norveç'te gecenin olmadığı bi günün aydınlık güzelliği ve doğasının eşsiz güzelliği ne anlata anlata nede göre göre bitmez.ama benim için bugunluk bukadar yeter.

8 Temmuz 2008 Salı

yokluğum


uzun zamandır günlüğüm bensiz kaldı.yazamama bahanelerim çok;

- işlerim çok yoğun
- yazmaya vaktim olmuyor
- uyumak en güzeli
- internetim yok:)
- galiba çok tembelim(gercek olan bu)

......

bundan sonra daha dikkatli olmak dileğiyle
_________

4 Haziran 2008 Çarşamba

25 Mayıs 2008 Pazar

sağ tuş

hayatın her anında sağ tuşu kullanabilsek keşke...
mesela eski eşyalarımızı değişrirken;


yemek hazırlığı yaparken;



yada yemekten sonra;



birşeyi almak isteyipte alamadığımızda;



birine çok kızdığımızda fakat elimizden bişey gelmediği zamanlarda;



eşyalarımızın yerine değiştirirken veya ev taşırken;



istemediğimiz fakat bir türlü kendilerine söyleyemediğimiz arkadaş gruplarına;




12 Mayıs 2008 Pazartesi

Hala sizinleyse!!!

1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı.
Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz.
2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti.
Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz.
3 yasınızdayken size özenle yemekler hazırladı.
Tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz.
4 yaşınızdayken elinize rengârenk kalemler tutuşturdu.
Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz.

5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi.
Gördüğünüz ilk çamur birikintisine atlayarak teşekkür ettiniz.
6 yaşınızdayken okula kadar sizinle yürüdü.
Sokaklarda 'GITMIYCEEEEEEEM' diye ağlayarak teşekkür ettiniz.
7 yaşınızdayken size bir top hediye etti.
Komşunun camini kırarak teşekkür ettiniz.
9 yaşınızdayken size dualar öğretti,
siz her seferinde unutarak teşekkür ettiniz.
11 yaşınızdayken sizi arkadaşınızla sinemaya götürdü
'Sen bizimle oturma' diyerek teşekkür ettiniz.
12 yaşınızdayken zararlı TV programlarını seyretmenizi istemedi.
O evde değilken hepsini izleyerek teşekkür ettiniz.
19 yaşınızdayken okul masraflarınızı karşıladı, sizi arabayla kampusa götürdü ve eşyalarınızı taşıdı.
Arkadaşlarınız alay etmesin diye kampus kapısında vedalaşarak teşekkür ettiniz.
21 yaşınızdayken iş hayati ve kariyerinizle ilgili size fikir vermek istedi.
'Ben senin gibi olmayacağım' diyerek teşekkür ettiniz.
22 yaşınızdayken kep giyme töreninizde size gururla sarıldı.
Avrupa seyahati için para isteyerek teşekkür ettiniz.
25 yaşınızdayken düğün masraflarınızı karşıladı, sizin için h em mutlu oldu hem çok duygulandı.
Siz dünyanın bir ucuna taşınarak teşekkür ettiniz.
30 yaşınızdayken bebek bakimi hakkında size akil vermek istedi.
'Artik bu ilkel yöntemleri bırak' diyerek teşekkür ettiniz.
40 yaşınızdayken sizi arayıp bir akrabanızın doğum gününü hatırlattı.
'Anne işim başımdan aşkın' diyerek teşekkür ettiniz.
50 yaşınızdayken o çok hastalandı, hafta sonunda onu görmeye gittiğinizde mutlu oldu.
Ona yaşlıların çocuk gibi nazlı olduğunu söyleyerek teşekkür ettiniz.
Derken bir gün..... o öldü.O güne kadar onun için yapmadığınız ne varsa, o anda kalbinize bir yıldırım gibi duştu....
VE BİR HİKAYE:
'Evin telefonu sabaha karşı üç buçukta çaldı. Uyku sersemi adam telefonu açtı.
Telefondaki ses annesine aitti.Telaşlandı, korktu başlarına bir şey mi gelmişti?
Annesi 'nasılsın oğlum iyi misin?' diye sordu.
Oğlu şaşkın bir ifadeyle 'iyiyim anne hayırdır bir şey mi oldu siz iyimisiniz?' dedi.
Annesi 'biz iyiyiz bir şeyimiz yok sadece sesini duymak istedim' dedi.
Oğlu da 'anne bunun için mi aradın saat sabahın üçbuçuğu yarındakonuşabilirdik' diyince annesi de 'rahatsız mı ettim oğlum?' dedi.
Oğlu 'evet anne rahatsız ettin' diyince annesi'
30 sene önce sen de beni busaate rahatsız etmiştin,
doğum günün kutlu olsun'
EĞER HALA SİZİNLEYSE, ŞİMDİ ONU HER ZAMANKİNDEN DAHA COK SEVİN

22 Nisan 2008 Salı

telafi edilemeyecek dört şey



Herşeyin kıymetini elindeyken, yanındayken bilki, sapasağlam tutki
sen yorulduğunda o seni bırakmasın...
elinden kaydığında belkide çok üzülürsün
ama iş işten geçmiş olur.

17 Nisan 2008 Perşembe

değer

D E R V İ Ş K A Ş I K L A R I
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
"Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır ?"
"Bakın, göstereyim" demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş, sofradakilere, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz" diye bir de şart koymuş. "Peki !" deyip içmeyeteşebbüs etmişler.
Fakat o da ne ? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan kaşıkları ağızlarına götüremiyorlar. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
"Şimdi..." demiş ermiş, "sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe."
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu kez. "Buyurun" denilince , her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
"İşte!" demiş ve eklemiş ermiş kişi:
" Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacak ve her kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz... Ve şunu da unutmayın; hayat pazarında, alan değil, veren kazançtadır daima. Düşünün ! Siz bu sofradan da doyarak mı kalkardınız yoksa aç mı ?"

14 Şubat 2008 Perşembe

sevgi...

tüm kalplerin gerçek sevgiyi bulması dileğiyle...

18 Ocak 2008 Cuma

ne çok yanlışlarım oldu
ne çok hatalar yaptım
ne çok üzdüm herkesi
sevdiklerimi, beni sevenleri
hem kendim hayal kırıklığına uğradım
hem hayal kırıklığına uğrattım


kendimden okadar uzaklaştım ki
yaptıklarımı sorgular oldum
bu ben miyim?

insan neden hatalar yapar?
neden bazen kendi olamaz?
neden hayal kırıklığına uğrar yada uğratır?
neden bazen akıl dışı hareket ediyoruz?

aslında bu soruların yanıtlarını bilsek yada bilebilsek
hayatımızda hatalarımız olmaz yada telafisi olabilecek hatalarımız olur
sevdiklerimizi üzecek şeyler yapmayız,onları üzmeyiz
hayatımızı önce kendimize sonra sevdiklerimize layık yaşarız...

ama hayatın şartları
her zaman güzellikler sunmuyorki!
bazen bizi bizden de alıyor
bazen bizi kendimize de getiriyor

önemli olan geçte olsa yanlışlarımızın farkına varabilmek
hayatın ters akışından kendimizi kurtarmak
hayatı akışında yaşamak değilde
hayatı kendi akışımıza göre yaşamak...

ve heran dua etmeli
aklımızı başımızdan alma Allah'ım...